18 Ekim 2013 Cuma

AKP’nin Eğitime Dinsel Simgeleri Sokması Laik-Bilimsel Eğitimi Ortadan Kaldırma Hamlesidir!

Demokratik Öğretmen Hareketi Kritik Eşikte;
AKP’nin Eğitime Dinsel Simgeleri Sokması Laik-Bilimsel Eğitimi Ortadan Kaldırma Hamlesidir!
Yurtlarda, okullarda, hayatın her alanında cins ayrımcılığı yaparak kadınlarla erkeklerin yan yana olmasının önüne duvarlar ören ve kadını sosyal yaşamdan koparan AKP’nin özgürlükçülüğüne inanmak için, ya yandaş ya da aklını yitirmiş olmak gerekir
Encümen-i Muallimin, TÖS, TÖB-DER, EĞİTİM İŞ ve EĞİT-SEN’den EĞİTİM SEN’e kadar her dönemde kararlılıkla ve taviz vermeden ortaya konulan Demokratik, Laik, Bilimsel eğitimi savunma iradesi bugünlerde AKP’nin neoliberal gerici saldırılarıyla sarsıntılar geçirmektedir.
Demokratik öğretmen hareketinin tek temsilcisi olan sendikamız EĞİTİM SEN kendisini var eden bu temel ve tarihsel ilkeleri savunmak noktasında hiçbir tereddüde ve kafa karışıklığına düşmeden tarihsel misyonunu devam ettirmelidir.
Bu kaotik durumdan bir an önce çıkmak ve sendikamızı temel ilkeleri üzerinden mücadeleye seferber etmek, başta genel merkez yürütmeleri olmak üzere tüm çevrelere ve üyelere düşen tarihsel bir görevdir. AKP’nin bugünkü saldırıları karşısında ortak duruşu sergileyemeyenler yarınlarda daha büyük çaplı saldırılar karşısında ortak bir irade ortaya koyamazlar.
Açıkça görülmelidir ki; AKP kendisinden önceki siyasal iktidarların, özellikle de 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbecilerinin yaptığı gibi, parasız, eşit ve nitelikli kamusal bir hizmet olarak laik, demokratik, bilimsel temellere dayanan bir eğitim sistemi için mücadele edenlere karşı sistematik olarak saldırmaktadır.

AKP, özellikle 4+4+4 diye bilinen yıkım programı ile güvencesiz öğretmenliği, çocuk işçiliğini, çocuk gelinleri, paralı eğitimle birlikte gericiliği bir hançer gibi eğitim sisteminin içine sokmayı stratejik hedef haline getirmiştir. Bu neoliberal gerici saldırı stratejisinin bir parçası olarak yapılan son hamle “kıyafet özgürlüğü” demagojisiyle dayatılan sözde demokratikleşme paketi oldu. Atılan bu adımın özgürlük olması bir yana özellikle okullarda ve kamuda kutuplaştırıcı, ötekileştirici ve ayrımcı bir sonuç doğuracağı bilinmelidir.
Gericilik, AKP iktidarının 11 yıl boyunca hayata geçirdiği her politikanın içerisinde farklı biçimlerde ve sürekli olarak yeniden üretilen, neoliberal stratejinin ana bileşeni durumundadır. Bugüne kadar eğitimin gericileştirilmesine ilişkin pek çok düzenleme ve fiili uygulama hayata geçirildi. Müfredata yapılan müdahaleler, kesintisiz eğitime son verilmesi, okul dönüşümleri adı altında yaygın olarak imam hatip okullarının açılması, zorunlu din derslerine eklenen yeni ‘zorunlu’ seçmeli din dersleri, gerici kadrolaşma, edebi eserlerde tahribat ve sansür her gün yeni biçimlerle karşımıza çıkmaktadır.
“İnanç özgürlüğü önündeki engelleri kaldırıyoruz” propagandasıyla dinsel bir simge olan türbana kamuda serbestlik getirme hamlesi AKP’nin 4+4+4 ile birlikte eğitim alanında yaptığı en kapsamlı müdahaledir. Bu müdahale mevcut eğitim sisteminin gerici özünü güçlendirecek ve gericiliğin toplumsallaşma hızını arttıracak önemli bir alan yaratmaktadır. Laik, bilimsel eğitimi esaret altına almayı amaçlayan kamuda türban düzenlemesi, kılık kıyafet serbestliği olarak değerlendirilemez.
Zira AKP özgürlükçü değil yasakçı ve otoriter bir partidir. Bu ülkede anadilinde kamusal ve parasız eğitim talebini karşılamayan, Alevilerin eşit yurttaşlık temelindeki taleplerine sırtını dönen, sendikalara ve meslek örgütlerine karşı yasakçı ve baskıcı bir tutum alan, düşünce ve ifade özgürlüğü alanını her gün daha da daraltan, gazetecilere, yazarlara, sanatçılara, üniversite öğrencilerine düşmanca bakan ve yargı ile polis gücünü arkasına alarak onları susturmaya, biat etmeye zorlayan, doğayı, havayı ve suyu sermayenin çıkarlarına sunmak için talan eden, eğitim alanında yaşanan büyük öğretmen açığına rağmen, yüz binlerle ifade edilen ataması yapılmayan öğretmenleri işsizliğe ve güvencesizliğe mahkum eden bir iktidarın “özgürlükçülük ve demokratlık” iddiaları bir demagojiden öteye geçemez. Bunun adı faşizmdir.
Yurtlarda, okullarda (üniversite öğrencisi yurtlarını sırf aynı kapılardan ve merdivenden iniyorlar diye binaları ayrı olmasına rağmen erkek ya da kız yurduna çeviren, karma eğitimi zulüm olarak gören…) hayatın her alanında cins ayrımcılığı yaparak kadınlarla erkeklerin yan yana olmasının önüne duvarlar ören ve kadını sosyal yaşamdan koparan AKP’nin özgürlükçülüğüne inanmak için, ya yandaş ya da aklını yitirmiş olmak gerekir. Devrimci Öğretmenler olarak bu demagojilere kanmadık kanmayacağız. Dün olduğu gibi bugün de toplumun gericileştirilmesine ve dinsel kurallarla dizayn edilmesine kaşı mücadele etmekten geri durmayacağız. Parasız, eşit ve kamusal bir hak olan Laik, Demokratik, Bilimsel ve Anadilinde eğitim taleplerimizden asla taviz vermeyeceğiz. Eğitimde dinsel simgelerin kullanılması karşısında özgürleştirici bir eğitim için bilimsel ve pedagojik esaslar dışında hiçbir dayatmayı kabul etmeyeceğiz.
Sendikamız EĞİTİM SEN bir an önce AKP’nin “kamuda kıyafet serbestliği“ diyerek,  özgürlük sosuna bulayıp ortaya attığı bu gerici saldırılar karşısında net ve karalı bir duruşu sergilemelidir. Laik ve bilimsel eğitimi her koşulda temel bir ilke edinen EĞİTİM SEN; eğitimde yer alan her türlü dinsel simgenin (türban da dahil) ve gerici-ırkçı-cins ayırımcı müfredatın, laik-bilimsel eğitimin temel felsefesine aykırı olduğu gerçeğinden hareketle, başta üyeleri olmak üzere tüm eğitim emekçilerini somut programlar etrafında mücadeleye çağırmalıdır.
EĞİTİM SEN açısından, AKP’nin neoliberal gericiliğine karşı, öğretmen-öğrenci ve velilerin birlikte yürütecekleri parasız, demokratik, laik ve bilimsel ilkelerle şekillenmiş bir eğitim hakkı mücadelesini büyütmek yaşamsal ve ertelenemez bir görevdir.
EĞİTİM SEN ve bizler bunu yapacak güçteyiz! Bu gücümüzü demokratik öğretmen hareketinin tarihi mirası ve bugün yüzbinlerce eğitim emekçisinin iradesinden almaktayız! Ayağa kalkıp yürümenin zamanıdır!
                                                                                                                Devrimci Öğretmen

Paketten Eğitimde Gericiliğe Güvence Çıktı

Gericilik, AKP iktidarının 11 yıl boyunca hayata geçirdiği her politikanın içerisinde farklı biçimlerde ve sürekli olarak yeniden üretilmiş, neoliberal stratejinin ana bileşeni olmuştur. Bu ana bileşen hiç kuşkusuz gücünü, piyasa ile kol kola girerek, uyumunu bozmadan hızla yayılma yeteneğinden alıyor. Bu “yetenek” bugün AKP iktidarı ile birlikte, eğitim alanında çok daha büyük bir ustalıkla sergileniyor. Bugüne kadar eğitimin gericileştirilmesine ilişkin pek çok düzenleme ve fiili uygulama hayata geçirildi: Müfredata yapılan müdahaleler, zorunlu din derslerine eklenen yeni zorunlu seçmeli din dersleri, gerici kadrolaşma, edebi eserlerde tahribat ve sansür, ve bu günlerde Kürt sorununda yaşadığı basınç ve Haziran direnişinin yarattığı meşruluk krizinin panzehri olarak açıklanan “demokratikleşme” paketi ve paketten çıkan kamuda “türban” serbestliği.
“İnanç özgürlüğü önündeki engelleri kaldırıyoruz” propagandasıyla kamuda türbana serbestlik getirme hamlesi (yandaş sendika Memur Sen aracılığıyla zaten fiili olarak türban kamuda kullanılıyordu) AKP’nin eğitim alanında yaptığı en kapsamlı müdahale olan 4+4+4 sisteminin gerici özünü güçlendirecek ve gericiliğin toplumsallaşma hızını arttıracak önemli bir alan yaratıyor. Yani eğitimde türban düzenlemesi, AKP’nin propaganda ediş biçimiyle inanç özgürlüğü ya da kılık kıyafet serbestliği üzerinden değerlendirilemez.
Eğitimde dinsel simgeler ayrımcılık ve yok saymadır
Alevilerin kapılarının işaretlendiği, farklı inançların yok sayıldığı, okulda din dersi seçmeyenin hedef gösterildiği, başbakanın miting konuşmalarında Kuran ve peygamberin hayatı dersini seçmeyi tavsiye etmenin ötesinde şart koştuğu, AKP iktidarının bizzat tüm kurumlarıyla birlikte Hanefi-Sünni mezhebinin hegemonyasını kurumsallaştırmaya çalıştığı bir ülkede bunun karşılığı inanç özgürlüğü değil inançlar üzerinde açık baskı kurmaktır. Yani “türbana özgürlük” Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin, farklı inançların ya da inanmama hakkının garantisi değil doğrudan ayrımcılık, ötekileştirme ve yok saymadır. Ötekileştirme ve ayrımcılığın en çok hissedileceği alan ise, gericileştirme konusunda oldukça yol kat edilen, eğitim alanıdır.
Laik bilimsel eğitimde dini değil pedagojik ve bilimsel sorgulama esastır. Ve bu pedagojik bilimsel kriterler, eğitimde her türlü dinsel simgeyi, kriter dışında bırakır. İnsan bilinciyle doğrudan temas eden öğretmenlerin,  dinsel simge ile derse girmeleri öğrencilerimizin kendi seçimlerini tarafsız bir şekilde yapmalarını engeller ve baskı kurar. Eğitimde dinsel olanın kapsam dışı bırakılması, devletin dine tarafsızlığını ve çocuklarımızın farklı dünya görüşlerine en objektif şekilde ulaşabilmelerinin güvencesini ifade eder. Bu aynı zamanda eğitimde her türlü ayrımcılığa, ötekileştirmeye ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı güvence sağlar. Bu hizmeti alan ve veren arasındaki eşitliğin korunmasının yanında bilimsel, özgürleştirici, eleştirel eğitimin de gereğidir.
Pakette demokrasi adına atılan ve eğitimin gericileştirilmesi açısından değerlendirilebilecek bir diğer adım da nefret, ayrımcılık, ibadet ve yaşam tarzına müdahale konularında, TCK’de yapılacak değişikliklerle cezaların arttırılmasıdır. Paketteki bu düzenlemenin içinde barındırdığı gericiliği, ortaöğretim kurumları yönetmeliğinde yapılan değişiklikle birlikte değerlendirdiğimizde, talep olması durumunda okullarda ibadethane (AKP mescit dışında başka bir ibadethaneyi kabul etmiyor) açılabileceğine ilişkin madde üzerinden eğitim alnına tercümesini yapmak hiç zor olmayacaktır. Okulda mescit açılmasına itiraz etmek kişinin yaşam tarzına, dini inançlarının gereğini yerine getirmesine, ibadetine engel olarak değerlendirilebilecektir. Bu tercümeyi, gerici eğitim uygulamalarının çeşitliliğini düşünürsek hem eğitim hizmetini üreten öğretmenler hem de öğrenci ve velilerimiz üzerinden çoğaltabiliriz. Dolayısıyla pakette yer alan bu düzenleme, laikliğin değil gericiliğin kurumsallaşmasını güvence altına almak için yapılmıştır.
Kamuda türban düzenlemesinin, sadece eğitim hizmetini üreten öğretmenlerle sınırlı kalmayacağı AKP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop’un “Okul müdürü, öğretmen başörtüsü takacak, öğrenci niye takmasın? Lise, ortaokul için olabilir, bence ilkokul için de olabilir” ifadesinden anlaşılmaktadır. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı da “Bu işler aheste aheste olsun. Bugün memurlar, yarın hâkimler ve savcılar olur” diyerek türban düzenlemesinin kapsamını çok daha açıkça ifade etmektedir.
Eğitim hakkı mücadelesi verenler için, bu dönem gerici eğitime karşı özgürleştirici eğitimin inşası olacak. Hepimize kolay gelsin!


Betül Öztürk Korkut

* Eğitim Sen MYK üyesi